Yunan lideri Venizelos: “Yunan askerlerinin tecavüz ve yağma hakkı vardır”
Bu sözün sahibini rehber edindi, Yunan askerleri, İzmir’de, bir saat içinde, 5284 kişiyi öldürdüler. Manisa’da 3500 kişiyi diri diri yakarlar. Büyük Taarruzdan sonra kaçarken, Manisanın tümünü ateşe verirler. Her köşe başına bir Yunan askeri koyarlar. Evden çıkanları engellemek için, ama nafile, bir akın halinde, insanlar Sipil Dağına kaçarlar, kaçmaya çalışanlar, şehirde öldürülür, öldürülemeyenler, Rum çeteler tarafından öldürülür.Hatta, Yunan birlikleri, kaçanların Sipil dağına sığındığını öğrenir. Bu nasıl bir kindir ki, Sipil dağına bir harekat düzenleme hazırlığındayken, Fahrettin Altay Paşa kumandasındaki Türk ordusunun bölgeye yaklaşması üzerine harekat yapılamaz. Manisa’da; 855 kişi kurşunlanarak öldürülmüştür. Manisa’da 10.700 ev, 13 camii, 272 dükkan, 19 han, 3 fabrika, 5 çiftlik, 26 bağ evi, 1740 köy evi yakılmıştır.
İşgal kuvvetleri henüz, Turgutludayken, Salihli kaymakamı Hasan Fikret, Müftü ve Belediye Reisi: “Egemenliğimizi sizinle paylaşmak istiyoruz” diyerek, Yunan ordusunu şehre davet etmiş, halktan ziyafet yapılmak için zorla para toplanmıştır.
Sonuç:
- 3000 evden, 2000’i yakılmış, yakılmayanlar Rum mahallesinde
402 dükkan, 2 cami, 22 han, 2 otel, 12 fırın, 5 fabrika, 1 kahvehane ve 1 sinema yakılmıştır.
Hasat mevsimi olduğu için, köylünün üzümü, tütünü ve buğdayı yakılmıştır.
14 köy haritadan silinmiş, köylerde; 1200 kişi öldürülmüştür. Yağma ve ırza geçme olayları vukuu bulmuştur.
15000 nüfuslu Salihli’de 8000 kişi kalmıştır.
Alaşehir’de önce şehri yağmalamışlar. Daha sonra Ermeni ve Rum çetelerinin organizasyonuyla dört koldan şehri ateşe vermişlerdir.Rakamlar konuşsun;
- 4000 haneden geriye, 100 ev kalmıştır.
10 camii, 20 mescit, tren istasyonu binası ve 20 köy yakılmıştır.
11500 olan Türk nüfusundan geriye, 5000 kişi kalmıştır
Gençleri ve halkı, camilere kapatıp, topluca yakmışlar.150 kadar kadını beraberlerinde götürmüşler, kimisini yollarda öldürmüşlerdir
Bilmem yüreğiniz acıyor mu, benim yüreğim acıyor.Dayanamıyorum.Camilerde yakılırken, çocuğunu tam eline alacakken, eli kömürleşmiş bir kadına… Ama Anadolu buna dayanmış, hala saflığını kaybetmemiş…

Bir İhanet Öyküsü
Turgutlu ilçesindeki olaylar daha da farklı, Hamdi Bey yani, bu memleketin kaymakamı, belediye başkanı ve azaları kalkıp, Yunan Ordusunu ziyaret ediyor. Bize de buyurun. “Egemenliğimizi paylaşmak istiyoruz” diyor.
29 Mayıs 1919 sabahı, Yunan ordusu, karşılama töreniyle birlikte, Turgutluya geliyor. Kaymakam Hamdi Bey, en güzel binaları, karargah olarak Yunan ordusuna vermeyi düşündüklerini belirtince, komutan Gregoryus, bu binaları kabul etmemiş, 140 kız öğrencinin bulunduğu, kızlar yurdunu, içindeki kızlarla birlikte işgal etmiştir. Bu kızlara, Yunan bayrağı sallattırdılar. Bu kızlardan bazıları intihar etmiştir. Yunan ordusu kaçarken, bu kızlardan bazılarını da yanlarında götürmüştür. Kaymakam, bir gün arabasıyla yolda giderken, Yunan askeri tarafından durdurulmuş, ben “Turgutlu kaymakamıyım” dedikçe, hakaretlere maruz kalmış, dövülmüştür.Üstelik eşinin yanında…
- Yunan ve Ermeni çeteleri tarafından, Yunan askerleri kaçarken, 6000 haneden, 5800’ü yakılmıştır.
Bağ ve bahçelerde, işinde çalışırken bastıkları, evlerdeki, Türk kadınlarına tecavüz etmişlerdir.
İşgalin en son gününde, 1200 kişi öldürülmüştür.
Akhisar dada bunun gibi olaylar olmuş, ihanet eden, kaymakam, belediye reisi ve müftü, Çerkez Ethem tarafından, Yunan ordusu kaçınca vurularak öldürülmüştür.Menemen’de toplam 1000 kişi öldürülür.Diğer olaylar zaten hep aynı…
16 Mayıs’ ta İşgal güçlerine sizinle egemenliğimizi paylaşmak istiyoruz babında ziyarette bulunan Şeyh Sükuti ( daha sonra işgal güçleri tarafından Menemen kaymakamı yapılır ) ve Manisa valisi, Hüsnü Beyle birlikte Hacı Mehmet Efendi de, Menemendeki olaylardan dolayı şikayete Fransız subayına gelir.
İşte onun tarihe geçen sözleri:
- Siz bize, “ dükkanlarınızı açın, yağma bitti” diyorsunuz, halbuki yağma halen devam ediyor; şu anda hanımımı yağmalıyorlar, kızımı da yağma ediyorlar”
Bu sözler üzerine Fransız subayı ve Yunan yüzbaşısı olay mahalline gider ve görür ki, Yunan askerleri ve Rum halkı bir ahırda, Mehmet Efendinin karısına tecavüz ediyorlardı.
Bu örneği, egemenliğimizi paylaşma heveslilerine ders olsun diye verdim. Hani şu mavi gazetelerde yazan, sözüm ona aydınlar… Hainleri gördünüz işte, Manisa valisi Hüsnü Bey son ana kadar, Manisa da hainlik yapmış, devletin belgelerini, Yunanlılara vermiş, halkı işgalin olmayacağı yönünde inandırmış, olsa da geçici olacak demiş, Kuvay-i Milliye örgütlenmelerini şehirden dışarı atmıştır. Yunan işgalinden önce, Yunan karargahında ona verilen görevlerden bazılarını uygulamıştır. Manisa’da bütün Kuvay-i Milliyeye yetebilecek kadar silah vardı. M.Kemal bunların bölgeden derhal taşınmasını, Yunan ordusuna teslim edilmemesini istemiş, ama Vali Hüsnünün çabasıyla bu emir uygulanamamış ve güzelim tüfekler Yunan ordusunun eline geçmiştir. Hüsnü Bey, bölgede kendi tarikatına üye olmayan, Manisa Müftüsü, Alim efendiyi, Milli mücadele yanlısı olduğu için dövdürtmüştür. Önceki yazımda ismini geçtiğim, Sait Mollayla beraber çalışmalar yapmıştır. Büyük taarruzun zaferle sonuçlandığını, yakında Türk ordusunun bölgeye geleceğini anlayınca, bir trenle, ailesini orada bırakarak, hain arkadaşlarıyla, Yunanistan’ın, şirin beldesi Elefsis’e kaçmıştır. Hıristiyan olmuş, orada bir kadınla evlenmiş, ismini Hüsnüyadis olarak değiştirmiştir. Ne garip, aslında Hüsnü, Giritlidir. Ailesi, Girit’teki Yunan zulmünden kaçmıştır O, zulümden kaçmıştır ama kendi halkına aynı zulmü yaşatmıştır. Ben bu adamın tarikatının şimdiki tarikatların kopyası olduğuna inanıyorum. Hani şu, ABD’ de yaşayan zatın tarikatı…
Menemen işgali sırasında, Parti Pehlivan ve ekibi, bölgede ki Yunan askerlerine saldırırlar. Ancak, bir köyün onları beslemesi gerekmektedir. Derviş Mehmet’in şeyhliğinde bulunan beş köy var, onlardan birine atlarıyla girerler. Derviş Mehmet onlara, olumsuz yanıt verir. On sene sonra aynı Derviş Mehmet, Yunan işgali olmamasına rağmen, kafirler diyerek, Cumhuriyetin Menemenine, Cumhuriyetin Çocuğuna, Kubilay’a saldırır.Bazen düşünüyorum da bunlar nasıl, insanlar, nasıl şeyhler bunlar, Yunan askeri, Türk kadınının namusunu kirletirken, uyuyan ……’lar. Bu arada Derviş Mehmet ve Hüsnüyadis ikisi de Giritli…
Bugün de aynı durumdayız… Sayın Başbakanın önünde, Erzurum’da, Milli Mücadelenin şehrinde, Yunan başbakanı utanmadan… Bu millete “ İşgalci” diyebiliyor. Ve bir Türk başbakanı “ dostum yorgo” diyerek, kendini belli ediyor. Karabük’ te, üniversiteye, YÖK aracılığı ile, İngilizce eğitimi için, ABD’ den gelen hocalar, çocuklara, Atatürk’ ü soruyor. Bu ülkede Atatürk’ e laf söylenemiyormuş, bu ülke’de din özgürlüğü varmıymış… Sanane arkadaş! Dört koldan bu milletin değerlerine saldırı, Atatürk’ü sen tartışamassın ulan ! Atatürk’ü Orhan Pamuklar tartışamaz, Atatürk’ü ancak, bu milletin içinden çıkıp, yabancı mesleme olmadan, düşünen Türk genci tartışabilir. Biz sizin amacınızı iyi biliyoruz…
Eminim… Türk genci tarihini okudukça, uyanıyor… Üzmeyin canınızı çocuklar, Aşk diye size pazarlanan balonları elinize almayın… O aşklar, sizi sizden uzaklaştırır. Onlar, Nivea fabrikasyonu kızlar… Siz bir Cumhuriyet kadını hayal edin, gözleriyle dünyayı aydınlatan…
Bir yerlerde büyük yanlışlar var. Manisa’ da 3500 kişiyi yakan, Yunan komutanı aziz ilan edildi. Ne kadar fazla Türk yakarsan, o kadar çok anılırsın… Biz ne yapıyoruz… Fahrettin Altayın ismini Manisa’da caddelerden sildiriyoruz… M. Kemal Paşa, Manisa meydanlarında bir otelin önünde çürüyecek adam değil… İsyan ediyorum Arkadaş !
Bir şiirden, bir dörtlük;
Vur, aşkın ve hakkın zaferi için,
Vur, senden bak, dünya bunu istiyor;
Vur, yerde bak tarih senin seyircin;
Vur, gökten bak Allah sana; "Vur!" diyor.
M.EMİN YURDAKUL
Oğuzhan SAKOĞLU
( Halimiz, Ahvalimiz )